26.3.14

GENÇ ADAMIN ÖLMEZLİK DUYGUSU
Altın güneşi, lacivert göğü ve uzanan denizleri görmek, yeşil toprağın üstünde yürümek, binlerce mahluka efendi olmak; uçurumlara veya geniş aydınlık ovalara esneyerek bakmak; yeryüzünü ayaklarının altında bir harita üstünde uzanır görmek; yıldızları yakına getirmek; en mini mini böcekleri mikroskopla seyretmek; tarih okumak, ihtilalleri ve nesillerin geçişini göz önüne getirmek; eski medeniyetlerin parlaklıklarını dinlemek ve "bütün bunlar benden önce gelmişler; şimdi de birer hiç olmuşlar" demek; " ben zamanın bir anında ve mekanın şu noktasında yaşıyorum" demek; hem seyirci hem de kendinin her an değişen sahnesinden bir parça olmak; baharın, yazın, güzün ve kışın değiştiğini görmek; sıcağı, soğuğu, tatlıyı, acıyı, güzeli, çirkini, doğruyu ve yanlışı duymak;olayları hissetmek; gözün ve kulağın muazzam dünyasını düşünmek; ormanı ve dağları aşıp dolaşmak; gece yarısının ilahilerini dinlemek; aydınlık salonları loş mabetleri gezmek; kalabalık temsillerde bulunup hayatla nasıl alay edildiğini görmek; sanat eserlerini okumak; güzellik duygusunu kedere çevirmek; şöhrete tapınmak; ölmezliği arzulamak; Shakeaspeare'i okumak; eskilerin zekasını toplamak ve geleceği anlamaya çalışmak, savaş gürültüsüne ve zafer haykırışlarına kulak vermek; doğruluğu aramak; insanlık davasını üstüne almak; var olmak ve bütün bunları yapmak; sonra da bir an içinde bir hiç oluvermek... Bütün bunların elimizden bir hokkabaz hilesiyle alıverilmesi...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder