26.3.14

GENÇ ADAMIN ÖLMEZLİK DUYGUSU
Altın güneşi, lacivert göğü ve uzanan denizleri görmek, yeşil toprağın üstünde yürümek, binlerce mahluka efendi olmak; uçurumlara veya geniş aydınlık ovalara esneyerek bakmak; yeryüzünü ayaklarının altında bir harita üstünde uzanır görmek; yıldızları yakına getirmek; en mini mini böcekleri mikroskopla seyretmek; tarih okumak, ihtilalleri ve nesillerin geçişini göz önüne getirmek; eski medeniyetlerin parlaklıklarını dinlemek ve "bütün bunlar benden önce gelmişler; şimdi de birer hiç olmuşlar" demek; " ben zamanın bir anında ve mekanın şu noktasında yaşıyorum" demek; hem seyirci hem de kendinin her an değişen sahnesinden bir parça olmak; baharın, yazın, güzün ve kışın değiştiğini görmek; sıcağı, soğuğu, tatlıyı, acıyı, güzeli, çirkini, doğruyu ve yanlışı duymak;olayları hissetmek; gözün ve kulağın muazzam dünyasını düşünmek; ormanı ve dağları aşıp dolaşmak; gece yarısının ilahilerini dinlemek; aydınlık salonları loş mabetleri gezmek; kalabalık temsillerde bulunup hayatla nasıl alay edildiğini görmek; sanat eserlerini okumak; güzellik duygusunu kedere çevirmek; şöhrete tapınmak; ölmezliği arzulamak; Shakeaspeare'i okumak; eskilerin zekasını toplamak ve geleceği anlamaya çalışmak, savaş gürültüsüne ve zafer haykırışlarına kulak vermek; doğruluğu aramak; insanlık davasını üstüne almak; var olmak ve bütün bunları yapmak; sonra da bir an içinde bir hiç oluvermek... Bütün bunların elimizden bir hokkabaz hilesiyle alıverilmesi...

23.3.14


Pek çoğumuz mükemmel olanı yapmak gayesiyle bekliyor, neticede hiçbir şey yapamıyoruz. İlerlemenin tek çaresi şimdi işe koyulmaktır. İleri atılmadan önce, birçoğumuz, şartların müsait olmasını beklediğimiz kadar,başkaları maruz oldukları tehlikelerden bihaber, düşe kalka ilerlerler. Üstün aklımızla biz, nihayet harekete geçme zamanının geldiğine hükmettiğimizde, o akılsızların düşe kalka bir hayli mesafe aldıklarını farkederiz. Şimdi harekete geçerseniz,gelecek yıl şu an bilmediğiniz pek çok şeyi öğrenmiş olursunuz, beklerseniz gelecek yıl da şu ankinden farklı olmayacaksınız.
Kapalı ele hiçbir şey verilemez!
Bir çok ülkede totaliterliğin sembolünün bir yumruk, yani sıkamayacağınız bir el olması tesadüf eseri değildir.
Tohum ekmek için; insan elini açmalıdır. Biçebilmek için böyle bir harekette bulunması şarttır. İş bu kadarla da kalmıyor; bilgi ve akıl sahibi olmak için insan zihnini açmalıdır. Sevgi görmek istiyorsa sevmelidir; bunun için de kalbinin açık olmasının icap edeceği aşikardır.
Nereye bakarsanız bakın bu beş kelimenin hakikatinin her yönde gözlerinizi kamaştırdığını göreceksiniz.
Kapalı ele hiçbir şey verilmemesinin bir sebebi; kapalı olması ve içine hiç bir şey girememesidir. Ana sebep ise; kapalı elin verecek bir şeyi olmamasıdır!...

19.3.14

Ben bütün renkleri severim deniz kokan tüm mavileri, çimen kokan tüm yeşilleri
Ben bütün pembeleri de severim yalan olanlarını bile...
Ya bütün sarılara ne demeli; güneş gibi sıcacık,
Hatta bütün kırmızıları bile; kimisine kan bana gül kokan
Ben bir tek grileri sevmem ne beyaz olabilen ne siyah
Ne reddediş ne kabulleniş...
A. Tugrul 13 Ocak 2013
ÖZLEMEYİ ÖZLEMEK
Gözlerinin ayışığı altındaki rengini özledim
Hani hiç yakamozlarla sevişmedik ya
Yastığımdaki bir tel saçının kokusunu özledim
Hani başın hiç değmedi ya
Yol üstü kamyoncu lokantalarında içtiğimiz çorbaların tadını özledim
Hani hiç birlikte yol yapmadık ya
Ya kararsız sinema önü didişmelerimize ne demeli
Hani hiç birlikte film seçmedik ya...
Hastalandığında alnına dudaklarımı kondurup ateşini ölçmeyi özledim
Hani hiç yanıbaşımdaki çocuk olamadın ya
Ben seni özlemeyi özledim
Hani hiç benim olmadın ya...

Ayşe TUGRUL - Mart 2013
Ben aşka aşığım sen yokmuşsun ne gam
Gelsen cennet bahçen olurum gelmesen bekleyen canan
A. TUGRUL - 18 Ağustos 2013 Pazar